• BIST 1.205
  • Altın 483,714
  • Dolar 7,8879
  • Euro 9,3125
  • İstanbul 19 °C
  • Ankara 17 °C

Yeşilay’dan koronavirüsü salgınında dev psikolojik destek

Yeşilay’dan koronavirüsü salgınında dev psikolojik destek
100. yılına giren Yeşilay, bağışıklık sistemini zayıflatan bağımlılık için ve koronavirüsü salgınına karşıda önlemler aldı. Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, Yeşilay’ın koronavirüs salgınına karşı ne tür önlemler aldıklarını, bağımlılıktan n

Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, koronavirüsü salgınına denk gelen Yeşilay'ın 100. yılında koronavirüs salgınına karşı Yeşilay şubelerini seferber etti. 41 Yeşilay Danışma Merkezi hizmetlerini internet ortamında sürdürmeye başladı. Yeşilay koronavirüsü salgınına karşı ücretsiz psikolojik destek hizmetini de faaliyete geçirdi. Kendisi de evden çalışan Prof. Dr. Öztürk, Yeşilay'la ilgili faaliyetleri telefondan ve internet üzerinden hal ediyor. Ayrıca kendisi çocuk psikiyatrisi olarak hastalarıyla da evden ilgileniyor.

Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, bağımlılıktan nasıl kurtulmak gerektiğini, Yeşilay'ın koronavirüs salgınına karşı ne tür tedbirler aldığını, çocukların ve ailelerin evde nasıl vakit geçirmeleri gerektiğini ve psikolojileri için neler yapmalarının lazım olduğunu ve yeni açılan psikolojik danışma hattı hizmetini SABAH'a anlattı.

- Koronavirüsü salgını nedeniyle birçok kurum önlemler aldı, farklı çalışmalar yaptı, yapıyor. Yeşilay ülke genelinde birçok merkezi olan bir kurum. Virüs salgınına karşı neler yapıyor?

Yeşilay olarak Türkiye genelinde 81 ilde 117 şubemizle ve 45 Yeşilay Danışmanlık Merkezimizle oldukça yaygın bir yapılanmamız var. Biz hem bu merkezlerimizde görev yapanların ve gönüllülerimizin sağlığına ve güvenliğine önem veriyoruz; hem de bu süreçte Yeşilay olarak sağlıklı yaşamın önemini anlatma misyonumuz doğrultusunda çalışmalarımızı kesintisiz sürdürüyoruz. Bu kapsamda Dünya Sağlık Örgütü'nün Covid-19'u pandemi ilan etmesinin ardından Sağlık Bakanlığımızın tüm uyarı ve önerilerini dikkate alarak tüm merkezlerimizde gerekli önlemleri aldık. Genel Müdürlüğümüzde evden çalışma uygulamasına geçerek toplantılarımızı da dijital ortama taşıdık. Türkiye genelinde 41 ildeki Yeşilay Danışmanlık Merkezi'nin (YEDAM) hizmetlerini de internet üzerinden evlerden sürdürmeye başladık.

ÜCRETSİZ PSİKOLOJİK DESTEK HİZMETİMİZ ONLİNE VE TELEFONDA VERİLECEK

- Başka ne tür çalışmalarınız var?

Koronavirüs kapsamında mevcut durumun ne kadar olağanüstü olduğunun farkında olarak, halkımızın yaşadığı panik, kaygı ve belirsizlik durumuna karşı yeni bir çalışma da hayata geçiriyoruz. 444 9 801 numarasıyla yeni bir psikolojik danışma hattımız olacak. Bu hat, koronavirüs salgını dolayısıyla yoğun kaygı yaşayan, psikolojik rahatsızlık belirtisi gösteren kişilere ücretsiz psikolojik destek hizmeti verecek. Görevli 100 psikolog, telefon görüşmelerine ek olarak online görüşme seansları da gerçekleştirecek. Psikologlara "Anksiyete ile Başa Çıkma Teknikleri" üzerine bir eğitim vererek onların mesleki gelişimini de destekleyeceğiz. Bu sayede vatandaşlarımızın, hattımızı arayarak ücretsiz hizmet alabilmelerini ve bu zorlu süreçle başa çıkabilmelerine destek olmayı amaçlıyoruz.

BAĞIMLILIK BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATIYOR, BAĞIMLILAR DESTEK HATTINI ARASIN

- Bir söyleşinizde "Bağımlılıklar bağışıklık sistemini zayıflatıyor" diyorsunuz. Bağımlılığı olan bireyler için ne tür uyarılarınız var?

- Evet, bağımlılıklar bağışıklık sistemini zayıflatıyor. Bugün koronavirüs nedeniyle bağışıklık sistemi ön planda olsa da, aslında bağımlılıkların hem bireyler hem de toplum için psikolojik, sosyolojik ve ekonomik çok ciddi sonuçları bulunuyor. Bu nedenle bağımlılığı olan bireylere bunun bir hastalık olduğunu farkına varmalarını ve tedavi için adım atmalarını tavsiye ediyorum. Herkesin sağlığıyla ilgili endişe düzeyinin yükseldiği bu dönemi, bağımlılıklarından kurtulmak için bir fırsat olarak görüp, değerlendirebilirler. Bu konuda Yeşilay olarak bizler destek veriyoruz. Destek almak isterlerse 444 79 75 Yeşilay Danışmanlık Merkezi Danışma Hattı'nı arayarak bilgi alabilirler. Yeşilay Danışmanlık Merkezlerimizde tütün, alkol, madde ve internet ile ilgili sorunlar yaşayan kişilere ücretsiz psikolojik ve sosyal destek sağlayarak yeniden hayata kazandırılmaları için yardımcı oluyoruz. Aynı zamanda aile ve yakınlarına da destek vererek bozulan yaşam düzeninin onarılmasını ve ilişkilerin sağlıklı devam etmesini destekliyoruz.

- Yeşilay 100. yılına da girdi. Salgın döneminde Yeşilay'a düşen sorumluluklar neler?

- Yeşilay olarak, 100 yıldır bağımlılıklarla mücadele noktasında sağlıklı yaşamın önemini vurgulayarak, çocuklar ve gençler başta olmak üzere tüm yaş gruplarına özel projelerle onları sağlıklı yaşama teşvik ediyoruz. Hatta bu yıl 100. yaşımızı da "Nice Sağlıklı Nesillere" sloganıyla kutluyoruz. Salgın döneminde de bugüne kadar olduğu gibi, iyi ve sağlıklı yaşamın, dengeli beslenmenin, hareket etmenin, kişisel hijyenin önemini anlatmanın en önemli sorumluluğumuz olduğunu düşünüyoruz. Tüm bu çalışmalarımızı yalnızca salgın döneminde değil; uzun yıllardır sürdürüyoruz. Yeşilay Dergimiz ve Mavi Kırlangıç çocuk dergimizle de iyi ve sağlıklı yaşamın önemine dikkat çeken, tamamen bilimsel kanıta dayanan içeriklere yer veriyoruz.

Türkiye genelinde sayıları 117'yi bulan şubelerimizle, ülke genelinde sağlıklı yaşam eğitimleri ve saha aktiviteleri düzenliyoruz. Bu kapsamda, Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı gibi devam eden projelerimizi herkes için erişilebilir hale getirip, yayılımını artırmayı hedefliyoruz.

- Yeşilay'ın Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı var. Bu programın ayrıntılarından ve bulaşıcı hastalıklara yararından söz eder misiniz?

- Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı, bağımlı olmayan bireylerin bağımlılık sürecine girme riskini en aza indirme hedefiyle geliştirdiğimiz bir önleme eğitim programıdır. Program kapsamında tütün bağımlılığı, alkol bağımlılığı, madde bağımlılığı, teknoloji bağımlılığı ve sağlıklı yaşam alanlarında farklı yaş gruplarına özel hazırlanmış 18 modül bulunuyor. Bu modüllerin her biri için kitap, broşür, video, sunum gibi farklı kaynaklar bulunuyor. Proje Milli Eğitim Bakanlığı ile yapılan protokol çerçevesinde rehber öğretmenler aracılığıyla okullarda uygulanıyor ve bugüne kadar yaklaşık 12 milyon öğrenciye uygulandı ve bağımlılıklar ile ilgili eğitim verildi.

Bu proje kapsamında hazırlanan tüm içeriklere www.tbm.org.tr adresinden de erişilebiliyor ve bu içerikler arasında "Sağlıklı Yaşam" başlığı önemli bir yer tutuyor. Anaokulundan başlayarak tüm kademeler için ve yetişkinler için pek çok öneri bulunuyor. Her yaş grubunun anlayacağı şekilde iyi ve dengeli beslenmenin, el yıkamanın ve kişisel hijyenin, egzersiz yapmanın, iyi uyumanın önemi anlatılıyor. Bu önlemler hem bağışıklık sistemini güçlendiren hem de sağlıklı yaşamı teşvik eden önlemler olması açısından bulaşıcı hastalıklarla mücadelede en önemli silahımız. Herkesi evde zaman geçirdikleri bugünlerde hem bilgilerini tazelemek hem de yeni bilgiler edinmek üzere programımızın internet sitesini ziyaret etmeye çağırıyorum.

- Koronavirüsü enfeksiyonu hastalığı Kovid19 akciğeri hedef alan bir hastalık, sigara da tütün de öyle. Bağımlılar için neler dersiniz?

- Tütün, elektronik sigara, nargile ve ısıtılmış tütün ürünlerinin genel vücut sağlığına ve tüm organlarımızın fonksiyonlarına olumsuz etkileri olduğunu hepimiz biliyoruz. Tütün dumanı, bağışıklık sistemini baskılayarak fonksiyonlarını bozuyor. Ayrıca duman akciğerde öksürük refleksini bloke ederek, ciddi enfeksiyonlara yol açabilen virüs ve bakterilerin solunum yolları ve akciğerde tutunmasını kolaylaştırıyor. Bağışıklık sisteminin zayıflığı da özellikle bu salgın döneminde tedavi sürecini geciktirmesi ve tedaviyi güçleştirmesi gibi nedenlerle de sağlık için bir tehdit oluşturuyor. Üstelik bu etki bağımlılık yapıcı maddeler, ara sıra kullanılsa bile ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle virüslerden korunmak için bağımlılık yapıcı tüm maddelerden uzak durmak büyük önem taşıyor. Ben de bağımlılara hem kendilerinin hem de sevdiklerinin sağlığı için bu riskli dönemde tütün kullanımını bırakma çağrısında bulunuyorum.

NARGİLE SİGARAYA GÖRE 50 KAT DAHA ZARARLI

- Birçok mekân geçici olarak salgından dolayı kapatıldı. Nargile mekânları da bunlar arasında. Türkiye'de nargile içilmemesi gerektiğiyle ilgili Yeşilay'ın uyarıları dikkate alınıyor mu? Nargile neden sigaradan daha tehlikeli?

- Yeşilay olarak yaptığımız çalışmalar, nargile kullanımın bir sosyalleşme aracı olarak görüldüğünü, nargilenin sağlığa verdiği zararlara ilişkin farkındalığın, sigaranın verdiği zararlara ilişkin farkındalık ile kıyaslandığında daha düşük olduğunu ortaya koyuyor. Oysa bir saatlik nargile içiminde alınan duman miktarı, bir sigara içiminde solunan duman miktarından 50 kat kadar daha fazladır. Buna ek olarak, nargile içilirken tek kullanımlık ağızlık hijyen önlemi gibi uygulanıyor. Ancak aynı nargileyi farklı zaman aralıklarıyla farklı kişilerin kullanması tek kullanımlık ağızlık olsa da nargile suyu ve hortumun iç kısımlarında barınabilecek mikroorganizmalar yönünden enfeksiyon riski taşıyor. Aynı anda birden fazla kişinin içebileceği şekilde tasarlanan nargileler ise başta solunum yolu enfeksiyonları olmak üzere bir kısım enfeksiyonların yayılımında önemli bir risk faktörü olarak değerlendiriyor. Veriler nargilelerin özellikle ortak kullanılmasının bulaşıcı hastalıkların transferi için risk oluşturduğunu gösteriyor.

- Sigara bağımlıları da strese girince daha fazla sigara tüketiyor. Bağımlılıktan bu dönemde nasıl kurtulabilirler, tavsiyeniz nedir?

- Bu tür stresin arttığı dönemlerde bağımlılık yapan maddelerin kullanım sıklığında, özellikle de sigara kullanımında artış olabiliyor. Bağımlılıktan kurtulma noktasında bireyin ihtiyaçlarına göre bir yol izlemek en doğru yöntem. Aslında sigara içen bir kişinin kendi kendine bağımlılıktan kurtulması için özel tedavi alması veya bir takım desteklere başvurması gerekmiyor. Ancak bu gibi stresin olduğu dönemlerde daha fazla psikolojik destek ihtiyacı ortaya çıkabilir. Bu nedenle bağımlılıklarından kurtulmak isteyen ancak bunu nasıl yapacağını bilmeyenler Yeşilay Danışmanlık Merkezi'mizden ya da bırakabilirsin.org sitemizden destek alabilirler.

- Salgının yayılmasının engellenmesi için "Evde kal Türkiye!" deniyor. Koronavirüs de henüz çaresi bulunmamış bir hastalığı yayıyor. Bu salgının insan psikolojisine etkisi açısından neler dersiniz?

- Dünya, tarihinde hiç görülmemiş büyük bir salgınla karşı karşıya. Daha önce de birçok salgın yaşanmasına rağmen, bu derece tüm dünyayı etkilememişti. Dünyada ulaşım araçlarının gelişmesi ve hareketliliğin fazlalığı nedeniyle Çin'de başlayan salgın çok hızlı bir şekilde tüm dünyaya yayıldı. Aslında çok daha problemli salgınlar yaşamış dünya, bu hızlı yayılım nedeniyle salgına hazırlıksız yakalanmış oldu. Bu salgının en önemli etkisi hızla yayılması ve virüsün yaptığı tahribatı tam olarak ilaçla ve aşıyla şimdilik engelleyemememiz. O nedenle en önemli korunma yolu bulaşmayı engellemek için bir süre evde kalmak. Ülkemiz bu konuda oldukça hızlı adımlar attı ve "Evde kal Türkiye!" sloganıyla insanımızın gerekmedikçe evden çıkmaması önerildi.

Tabi ki böyle bir salgın da insanın korkması, kaygı duyması gayet doğal. Bizler bir tehlike ile karşı karşıya kaldığımızda kendimizi korumak için tedbirler alırız, tehlikeden kaçarız. Bu doğal bir savunma mekanizmasıdır ve insanı hayatta tutmak için gereklidir. İşte şu anda evde kalarak bizler aslında olması gereken kaygıyı harekete geçirerek kendimizi koruyoruz. Ancak kaygı bir panik halini alırsa faydadan çok zarar vermeye başlar. Panik halini almaması için de yapılması gereken en önemli şey bu süreçte doğru bilgilenmektir. Çünkü iletişimin bu kadar güçlü olduğu bir dünyada birçok yanlış bilgi, hatta bazen kasıtlı bir şekilde insanları paniğe sokmak için yayılabilmektedir. Hiçbirimiz bu konunun uzmanı değiliz. Lütfen bu konunun uzmanı olan ve ülkemizde bu işi yürüten Sağlık Bakanlığı ve Bakanlığa bağlı Bilim Kurulu'nun söyledikleri dışına çıkmayalım. Bu bizi korumaya yeter.

GÜNÜN BELLİ SAATLERİNDE AİLECE EVDE ETKİNLİK YAPIN

- Türkiye salgına karşı evde. Ev ortamında da aile fertleri arasında sorunlar yaşanabiliyor. Ailelerin ev ortamında şu salgın döneminde nasıl davranması gerek?
-Tabi ki olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Evden çıkmamak birkaç gün belki keyif verici olabilir. Ancak süre uzadıkça burada sıkılmak, iş yapamamak ya da bir şeyleri arkadaşlarımızla paylaşamamak nedeniyle problem yaşayabiliriz. Şu anda zorunlu bir süreç yaşıyoruz. Var olan bu durumu avantaja çevirmek de mümkün. Aile bireyleri olarak herkesin kendi sorumlulukları dışında, ortak yapacağımız birçok etkinlik, belki uzun süre özlemini çektiğimiz bir birliktelik de oluşturabilir. Çocuklarımız için okul tatil değil, dersler devam ediyor. Onların derslerini takip etmek ve sorumluklarını yerine getirip getirmediklerini mutlaka kontrol etmek durumundayız. Ebeveynler olarak da, eğer işimizi evimizden sürdürebiliyorsak sürdürmek, kendi sorumluluklarımızı yerine getirmek öncelikli hedefimiz olmalı. Daha sonra günün belli saatlerinde ailece etkinliklerde, paylaşımlarda bulunmak, hem kaygımızı azaltacak hem de daha keyifli vakit geçirmemizi sağlayacaktır. Birlikte sohbet etmek, oyunlar oynamak, film seyretmek, ortak bir kitap okumak, küçük yarışmalar yapmak, anılar anlatmak, var olan hobilerimizi devam ettirmek ya da yeni hobiler oluşturmak bunun birkaç örneği. Çocukların mutfakta ve diğer ev işlerinde anneye ve babaya yardımcı olmaları da bir etkinlik olarak keyifli hale getirilebilir. Günlük yaşam becerilerini kazanmalarını sağlayabilecek birçok faaliyet yapabiliriz birlikte.

YAPILMASI GEREKEN ÇOCUĞUN EKRANDAN DERSİ TAKİP EDİP ETMEDİĞİNİ KONTROL ETMEK

- Türkiye Yeşilay Cemiyeti Genel Başkanlığınızın yanı sıra çocuk ergen psikiyatrisi uzmanısınız. Çocuklar da evden dersleri takip ediyor. Bazı ebeveynler çocuklarına çok fazla müdahale edebiliyor. Dersler konusunda baskıcı yaklaşabiliyor. Zaten evden çıkamayan bireyler psikoloji açısından stres içerisinde. Çocuk ve aile fertleri açısından uyarılarınız neler?

- Okullar tatilde değiller, sadece ara verildi. Ancak eğitime birçok okulda online ya da EBA üzerinden devam ediliyor. Ne kadar verim alınıyor, verim biraz düşük olabilir mi, tabi ki bu tartışmalı. Ancak bildiğimiz bir şey var ki şu anda teknik imkanlarla eğitime en iyi şekilde devam edilmeye çalışılıyor. Günümüzün çocukları ekrana alışık oldukları için ekran üzerinden eğitime de çabuk alışacaklarını düşünüyorum. Buradaki problem, çocukların evde kalmayı bir tatil gibi algılamaları olabilir. O nedenle, anne-babaların bu süreci takip etmeleri gerekir. Ancak bu takip sırasında çok yoğun baskı ve çatışma içine girmek de doğru değildir. Zaten ders programları okul programlarına göre daha hafifi düzeyde planlanmıştır. Sadece yapılması gereken çocuğun ekrandan dersi takip edip etmediğini kontrol etmek, verilen ödevleri kontrol etmek ve bunun dışında da çocuğa mutlaka ev içerisinde bir aktivite bulmak, sevdiği hoşlanacağı kitaplar okumasını sağlamak, bilgi kaynağı olan belgesel filmler seyretmeleri konusunda onları teşvik etmek önemli olabilir.

"KENDİ ELİMİZLE DURDURABİLECEĞİMİZ BİR HASTALIĞI YAYMAMALIYIZ"

- Genel olarak hastalıkların tedavisinde olumlu düşüncenin tedavide etkisi olduğu söyleniyor. Koronavirüsüne yakalanan bireyler ve çevresine nasıl bir psikolojik danışmanlık verilebilir, önerileriniz neler?

- Aslında koronavirüs diğer bize gelen bulaşıcı hastalıklardan çok farklı değil. Bugün biz oldukça fazla miktarda enfeksiyon hastalığı aslında geçiriyoruz. Tabi, çoğunu ayakta geçirdiğimiz için bir kısmını fark bile etmiyoruz ya da soğuk algınlığı deyip geçiyoruz. Burada koronavirüsün farkı yeni bir virüs olması ve çok hızlı yayılması nedeniyle insanlığın buna hazırlıksız yakalanmasıydı. Yani aşının olmaması ve şu anda belirli tedaviyle ilgili kesin bir ilacın olmaması, sorun olan bu. Ancak öbür taraftan bakıldığında bulaşıcı hastalıklar korunulabilir hastalıklardır. Yani hastalıktan değil hastalığın bulaşmasından korkmak gerekiyor. Yoksa hastalık önemli bir insanda eğer sağlık sistemi tıkanmaz ve gerekli müdahaleler yapılırsa hasarsız atlatılabiliyor; hatta bir kısmında neredeyse belirti bile atlatılabiliyor. Niye bu kadar çok fazla dünyayı sarstı bu olay, şundan dolayı çünkü hızlı yayılma ile hastanelere gelen hasta miktarındaki artma sağlık sisteminin kaldıramayacağı boyutlarda olabilir ve buna bağlı da kayıplar yaşanabilir. İşte o nedenle aslolan bulaşmayı engellemek. Yani aslında biz kendi elimizle durdurabileceğimiz bir hastalığı yaymamalıyız. Bu nedenle baştan beri Sağlık Bakanlığının önerdiği 14 kural ve "Evde kal" çağrısı son derece değerli. Evden çıkmak zorunda olmayan bireylerin mutlaka evde kalması ve bu işi ciddiye alması gerekiyor. Hastalığa yakalananlara gelince, biliyorsunuz, istatistikler önemli bir kısmının aslında çok ciddi bir sorun yaşamadan atlattıklarını gösteriyor. Enfeksiyona yakalanan bireylerin bir kısmı evde izole bir şekilde tedavilerine devam ediyorlar, bir kısmı hastanedeler. Bizim daha çok üzerinde durduğumuz, bu olayın bağışıklık sistemi yerinde, herhangi bir kronik hastalığı olmayan bireylerde çok daha kolay atlatıldığı. Tabi bu arada şunu da ilave etmekte fayda var: bu dönemde sağlığımıza daha çok dikkat etmemiz ve kendimize daha iyi bakmamız gerekiyor.
Şunu da unutmayalım ki sigara özellikle akciğerleri hedef alıyor. Bu dönemde sigara içenler ve buna bağlı akciğer hasarı olanlar bu virüsten çok daha fazla etkileniyorlar. Bunu bir vesile kılarak mutlaka hızlıca sigarayı bırakma kararı alalım, sigarayı bırakalım, akciğerlerimizi temizleyelim. Akciğerlerimizin temizliği, ellerimizin temizliği kadar önemli çünkü.

DANIŞANLARIMIZI DA EVDEN TAKİP EDEBİLİYORUZ

- Bir psikiyatrist olarak evden hastalarınızla ilgilenmeye devam ediyorsunuz. Evde çalışmak nasıl?

- Bu süreçte ben de tabi evdeyim. Danışanlarımızı da evden takip edebiliyoruz gerek telefon gerek mesaj ve bazen de online olarak. Tabi ki evde kalmak iradi olarak olduğunda çok büyük bir sorun değil ama zorunda kalırsanız bazen sıkıntı olabiliyor. Ama benim hep verdiğim mesaj şu, çocuklara da yetişkinlere de, şu anda evde kalmamızın nedeni sağlıklı olabilmek. Yani sağlık için evde kalıyoruz. Bu zorlama dünyanın en değerli şeyi olan sağlığımız için. Dolayısıyla bunu bir eve kapanma gibi değerlendirmemek gerekir. Hem kendi sağlığımız, hem sevdiklerimizin hem de insanlığın sağlığı için böyle bir süreci çok kolaylıkla ve sabırla atlatabiliriz.

ÇOCUĞUNUZA EVİNİZDE BİR ALAN OLUŞTURUN!

- Hastalarınız evden iletişime nasıl bir tepki veriyor, farklı bir deneyim çünkü. Hastalarınız arasındaki çocuklar koronavirüs için neler söylüyor?

- Günümüzde insanlarımız zaten iletişim araçlarını kullanma konusunda oldukça mahirler, çocuklarımız da. Bir soru, bir problem olduğunda gerek yazışarak mail ve mesaj yoluyla, gerek telefon yoluyla, özellikle psikolojide ve psikiyatride sorunları anlatmaları mümkün olabiliyor. Tabi ki aslolan yüz yüze görüşmelerdir ve tercih edilen odur. Ama böyle olağanüstü durumlarda ya da mekânda uzaklık olduğunda online görüşmeler de tercih edilebilir. Ben çocuklarla ilgilendiğim için çocukların bu tür görüşmelerde iletişimde çok da büyük açıkçası sorunları olmuyor. Rahat iletişim kuruyorlar, sıkıntı ve problemlerini rahat dile getirebiliyorlar. Çocuklarımız bu virüs salgınından daha çok etkilendiler. Sebebi de olayı tam olarak anlayamamaları ve belki de biraz hızlı gelişmesi. Her şey yolunda giderken birden eve kapanmak, okulun olmaması, arkadaşlarıyla iletişimin kesilmesi, dışarı çıkamama, oyun oynayamama, enerjisini boşaltamama çocuk için kolay bir şey değildir. Enerjisini boşaltamama demişken, mutlaka müsaitse evimizin bir kenarını çocuğumuzun spor yapacağı küçük bir alan haline getirebiliriz.

Bunun için belki alet almak da gereksiz, minderlerle oluşturduğumuz bir alan bile çocuğun enerjini boşaltması için ve keyif alması için yeterli olabilir. Burada dikkat etmemiz gereken şey, erişkinlerde var olan kaygıyı çocuğa bulaştırmamak. Çünkü ebeveynin yoğun kaygısı ve panik hali çocuğa bulaşabilir. Nasıl virüs bulaşıcıysa kaygı da bulaşıcıdır ve kaygı panik haline gelmeye başladığında artık bize zarar vermeye başlar. Çünkü doğru kararlar alamayız. Bu anlamda evdeki anne-babanın, yani bizlerin çok daha kaygıyı yöneten, doğru bilgiyi çocukla paylaşan, pozitif mesajlar veren, bu halin çok uzun sürmeyeceğini ve mutlaka geçeceğini çocuğa anlatan bir rol üstlenmemiz; doğru, kısa, detaylı olmayan bilgiler vermemiz gerekiyor. Çünkü çocukların zaman kavramları da bazen yaşlarına göre bizimki gibi değildir ve bazen süresiz olarak böyle bir durum yaşayacaklarını düşünürler. Bu da onların kaygı düzeylerini çok yükseltir.

EVDE YEŞİLAY VE AYRICA MESLEĞİMLE İLGİLİ ÇALIŞMALARIMA DEVAM EDİYORUM

- Siz evde ailenizle neler yapıyorsunuz, evde nasıl vakit geçiyor?

- Ben de bir süredir evdeyim, gerek Yeşilay'la ilgili gerek mesleğimle ilgili çalışmalarıma evden devam ediyorum. Bir kitabım vardı, şu anda onun revizyonunu yapıyorum. Bu süreç benim için fırsat oldu. Ayrıca iki kitabım vardı, bu iki kitabın tekrar gözden geçirmesini yapıyorum. Onu bitirmek üzereyim. Sağlıkla ilgili olan süreçte de arkadaşlarımıza destek vermeye çalışıyoruz. Tabi ki evde kalmak, zorunlu evde kalmak özellikle, çok istediğimiz bir şey değil ama yönetilemeyecek bir şey de değil. Yeter ki biz üretkenliğimizle devam edelim. Şunu bilmemiz gerekiyor, bu geçici bir süredir. Ne kadar korunabilirsek, ne kadar az temasta olursak ve ne kadar çevremize dikkat edersek o kadar kolay ve hızlı atlatacağız. Bu arada özveriyle çalışan tüm meslektaşlarımı ve tüm sağlık çalışanlarını kendim adına ve ülkem adına tebrik ediyor ve onlara teşekkür ediyorum.

AMAÇ DOĞRULTUSUNDA İNTERNET KULLANMAK ÇOK ÖNEMLİ

- Evde de internetten kaynaklı zararlı siteler çocukların erişiminde olabilir. Aileleri uyarılarınız neler? (Kumar siteleri, internet üzerinden çocuk istismarı vs.) Ve özellikle de bu dönemde sosyal medya ve internet bağımlılığı için neler önerirsiniz?

- Anne babaların çocuklara güvenli ve kontrollü bir internet becerisi kazandırmak için ciddi bir eğitim vermeleri gerekiyor. İnterneti doğru, güvenli ve etkili kullanmanın pek çok boyutu var. Aktif kullanma eğitimi, yani kişinin sadece tüketmesi değil, aynı zamanda internette bir şeyler üreterek var olması çok önemli becerilerden bir tanesi. Bir süre içerisinde kullanma, amaçlı kullanma; yani sadece vakit geçirmek için değil, amaç doğrultusunda internet kullanmak da çok önemli. Sorumlu kullanma, yani kullanırken kimseye zarar vermeme yine önemli bir başka boyut. Tüm bu boyutların öğretilmesi, ebeveyn tarafından uygulamaların denetlenmesi ve en önemlisi model olarak rehber edilmesi önem taşıyor.

Bağımlılıkları önlemek içinse bahsettiğimiz doğru kullanım alışkanlıkları kazandırmaya ek olarak bağımlılığa neden olan riskleri ortadan kaldırmak gerekiyor. Özellikle şehirlerde çocukların yaşam alanı hayli daralmışken, bugün sürekli evde olmak onları daha çok teknolojiye yönlendirebiliyor. Dolaysıyla bağımlılığı önlemek anlamında atılacak en önemli adım, risk faktörlerini minimuma indirmeye çalışarak çocuklara yaşam alanı sağlamaktan geçiyor. Bunun için aileler evde bir arada zaman geçirecek çeşitli oyun ve aktivitelere başvurabilirler; ev işlerini bölüşebilir ya da normalde birbirlerine ayıramadıkları zamanı ayırabilirler.

- Toplumda koronavirüsü açısından korkuya kapılanlar ya da hijyen konusunda aşırıya kaçıp huzursuzluk yaşayanlar var. Ne yapmaları gerekir?
- Covid-19 yeni ortaya çıkan ve tüm dünyayı etkisi altına alan bir virüs olduğu için insanların kaygı duymaları normal. Ancak ortada çok ciddi bir bilgi kirliliği var, herkes farklı önlemlerden ya da korunma yollarından bahsediyor ve bu durum bireylerin kaygı düzeylerini daha da artırıyor. Bu noktada benim öncelikli önerim güvenilir kaynakları takip ederek onların önerilerini dikkate almaları. Dünya Sağlık Örgütü ve Sağlık Bakanlığımız alınması gereken tedbirleri ve yapılması gerekenleri paylaşıyor. Bu uyarıları dikkate almak ve mümkün olduğunca evde kalmak önem taşıyor. Bunları yaptıktan sonra da kendileri ve sevdikleri için gerekli önlemleri aldıkları konusunda kendilerine telkinde bulunmaları, kaygı düzeyinin kontrolüne yardımcı olacaktır. Evde hobileriyle ilgilenebilir, farklı uğraşlara zaman ayırarak endişeli ruh halinden uzaklaşabilirler.

- Belli bir süre evde kalınsa da bir süre sonra dışarıda normal hayata dönülecek. Evde de bazı bağımlılıklar ortaya çıkabilir mi? Bunun için ne önlemler almak lazım ve dışarıya alışmak kolay olur mu sizce?

- Araştırmalar, kendi sorunlarını üstlenmekten kaçınan özgüvenleri düşük olan, kendilerine çok fazla saygı duymayan kişilerin bağımlı olma ihtimalinin bir miktar daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Bu dönemde de stresle başa çıkmanın zorlaşması, ekonomik kaygıların ortaya çıkması ve yalnızlaşma gibi sebepler bireyleri bağımlılık yapan maddelerin kullanımına yöneltebilir. Bu yönelimin önüne geçmek için bu dönemin geçici olduğunun farkında olmak ve sağlıklı yaşam becerilerini geliştirmek gerekiyor. Evde olduğumuz zamanı ailemizle geçirebilir, farklı uygulamalar üzerinden sevdiklerimizle, arkadaşlarımızla iletişimimizi sürdürebiliriz.

DERGİLERİMİZİ ÜCRETSİZ ERİŞİME AÇTIK

- Yeşilay'ın aile ve çocuklar için uzaktan eğitim programları planı var mı ya da mevcut mu?

- Bahsettiğim gibi Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı'mız var. Bu programda anaokulu, ilkokul, ortaokul, lise düzeyleri ile ebeveynler ve yetişkinlere yönelik içerikler bulunuyor. Salgının ardından uzaktan eğitime geçilmesiyle birlikte içeriklerimizi tüm öğretmen ve öğrenciler için EBA üzerinden erişime açtık. Salgın tehlikesi nedeniyle evde zaman geçiren çocukların eğlenirken öğrenmeleri, teknolojiyi verimli kullanmaları için Mavi Kırlangıç dergimizi ve tüm yetişkinler için de Yeşilay Dergisini ücretsiz olarak erişime açtık.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 187 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Lider Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.