• BIST 1.542
  • Altın 442,399
  • Dolar 7,3985
  • Euro 9,0105
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -1 °C

Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kırmızı çizgilerini açıkladı

Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin kırmızı çizgilerini açıkladı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Anayasamız ile güvence altında bulunan cumhuriyetin temel nitelikleri, millî ve üniter devlet yapımız, Türk millî kimliği, Atatürk, demokratik rejim ve temel insan hakları gibi değerler yeni sistemin kırmızı çizgileridir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin hükümet bunalımlarına kilit vurduğunu, hükümet etme sistemindeki engelleri aştığını söyledi. Bahçeli, "Böylelikle, siyasi, ekonomik ve demokratik istikrarın yolu açılmış, hızlı işleyen, çabuk karar alan, sorunların çözümüne ve Türkiye'nin gelişmesine odaklı bir yönetim yapısı tesis edilmiştir" ifadesini kullandı.

Bahçeli, EtikHaber'e "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine Geçiş ve Uygulama Süreci" başlıklı yaptığı özel açıklamada, sistemin ABD ve diğer başkanlıkla yönetilen ülke örnekleri de incelenerek Türkiye'ye özgü, Türk milletinin tarihi ve kültürel dokusuna uygun bir hükümet sistemi olarak inşa edildiğini vurguladı. Bahçeli, özetle şunları kaydetti:

PARLAMENTER SİSTEMİN AĞIRLIKLARINI TASFİYE ETTİ
"Dünyada uygulanan başkanlık sistemlerine göre rasyonelleştirilmiş bir hükümet modelidir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin merkezinde sadece millet egemenliği ve demokratik değerler bulunmaktadır. Anayasamız ile güvence altında bulunan cumhuriyetin temel nitelikleri, millî ve üniter devlet yapımız, Türk millî kimliği, Atatürk, demokratik rejim ve temel insan hakları gibi değerler yeni sistemin kırmızı çizgileridir. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, parlamenter sistemin ağırlıklarını tasfiye etmiş, olumsuzluklarını gidermiştir. Türkiye vesayet odaklarından arındırılmış, ayak bağlarından kurtulmuş, özgüvene kavuşmuştur.

Devlet yönetiminde çift başlılık, hükümet krizleri, yönetim sisteminde tıkanıklıklar ve siyasal istikrarsızlıklar dönemi sona ermiştir. Hükûmet bunalımlarına kilit vurulmuş, hükûmet etme sistemindeki engeller aşılmıştır. Böylelikle, siyasi, ekonomik ve demokratik istikrarın yolu açılmış; hızlı işleyen, çabuk karar alan, sorunların çözümüne ve Türkiye'nin gelişmesine odaklı bir yönetim yapısı tesis edilmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi kuvvetler arasındaki denge ve denetimi güçlendirmiştir. Kuvvetler ayrımı net olarak sağlanmıştır.
Yürütme yetkisini doğrudan milletin vermesi temin edilmiş, yürütme Meclis içinden çıkmadığı ve güvenoyunu bizzat milletten aldığı için de güvenoyu ve gensoru mekanizması kaldırılmıştır.

"YARGI TARAFSIZLIĞI"
Meclis Yürütmeye karşı denetim gücüyle donatılmış, Cumhurbaşkanı, Meclis'e hesap verebilir hale getirilmiştir. Parlamenter sistemdeki sınırsız yetkili ve sorumsuz Cumhurbaşkanı yerine, her türlü iş ve işlemleriyle ilgili sorumlu, hem yasama, hem yargı denetimine tabi, hem de millete karşı hesap veren bir cumhurbaşkanlığı makamı oluşturulmuştur. Yargının tarafsızlığı anayasal hükme bağlanmış, yargıda birlik amacıyla sivil-asker ayrımına son verilmiş, Anayasa Mahkemesinin askeri kökenli iki üyeliği kaldırılmış, askeri mahkemeler kapatılmıştır. Ayrıca, ara rejim dönemlerini çağrıştıran sıkıyönetim kaldırılmıştır. Böylelikle demokratikleşme yönünde de önemli adımlar atılmıştır. Yargıda kutuplaşmaya ve illegal oluşumların sızmasına zemin hazırlayan yapının ortadan kaldırılması amacıyla HSYK, HSK adıyla yeniden yapılandırılarak üyelerinin çoğunluğunu teşkil eden 7 üyenin TBMM'de nitelikli çoğunlukla seçilmesi düzenlenmiştir. Siyasi partilerin ittifak yaparak seçime katılabilmelerinin yasal altyapısı oluşturulmuş, temsilde adalet ilkesi gözetilmiştir. 24 Haziran 2018 seçimlerinde seçmen iradesinin Meclis'e yansıma oranı yüzde 99,3 olmuştur.
Cumhur İttifakı da böyle bir sorumluluk ahlakıyla doğmuş; Yenikapı Mitingi ile sembolleşen millî birlik ruhu, Cumhur İttifakı'nın temel dayanağı olmuştur. Türk milleti, ülkemize yönelik artan risk ve tehditleri, bekamız üzerinde oynanan oyunları ve yönetim sistemimizdeki sorunları görerek 16 Nisan 2017 halk oylamasıyla anayasa değişiklik paketini yüzde 51,18 oranındaki "evet" oyu ile kabul etmiş ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine onay vermiştir. 24 Haziran 2018 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanı Seçimi sonucunda Cumhurbaşkanı yüzde 52,59 oyla seçilmiş, 27.Dönem Milletvekili Genel Seçimi sonucunda Cumhur İttifakı'nın toplam oy oranı ise yüzde 53,66 olmuştur.

TÜRK DEVLETİNİN KUDRETİ GÖSTERİLDİ
Türkiye, küresel düzeyde adalet anlayışının tesis edilmesine de katkı vermektedir. Nerede bir mazlum varsa, nerede hakkı yenmiş, barış ve huzura susamış bir mağdur bulunuyorsa Türkiye bütün gücüyle oradadır. Terörle mücadele kararlı, etkin ve başarılı bir şekilde devam ettirilmekte, girilemez denilen yerlere girilmekte, kahraman güvenlik güçlerimiz destan yazmaktadır. "Pençe", "Kıran", "Kapan", "Yıldırım" ve şimdi de "Eren" Operasyonları terörün belini kırmakla kalmamış, Türk devletinin kudretini göstermiştir. Artık terörün sonuna yaklaşılmaktadır. Kanlı örgütün dağ kadrosu da günbegün erimekte, elebaşları etkisiz hale getirilmektedir. Huzur ve güvenlik ortamı güçlü bir şekilde tesis edilmektedir.
Türkiye maruz kaldığı ekonomik saldırılara, manipülasyonlara ve yaptırımlara kararlılıkla karşılık verirken, ekonomimizi çökertme girişimleri, alınan isabetli ve etkili önlemler sayesinde her defasında boşa çıkarılmıştır.

2016 yılı ve sonrasında ekonomik veriler incelendiğinde Türkiye ekonomisine yönelik saldırıların etkisi ve saldırılar karşısında alınan ekonomik tedbirlerin yansımaları net bir şekilde görülmektedir.

Dünya ekonomisinin ve gelişmekte olan ülke ekonomilerinin 2020 yılında Kovid 19 salgını nedeniyle yüksek oranda daralacağı öngörülürken, Türkiye ekonomisi bunlardan pozitif olarak ayrışmaktadır.

2020 yılı ikinci çeyreğinde yüzde 9,9 daralan Türkiye ekonomisi alınan etkili önlemler sayesinde güçlü bir toparlanma göstererek üçüncü çeyrekte yüzde 6,7 büyümüş ve yılın ilk dokuz ayında yüzde 0,5 büyüme gerçekleşmiştir. Dördüncü çeyreğe dair öncü göstergeler, ekonomide güçlü toparlanmanın devam ettiğine ve yıllık yüzde 0,3 büyüme hedefinin aşılacağına işaret etmektedir.

"DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLER ADASI HALİNE GELDİ"
Bu dönemde önemli bazı kanuni düzenlemeler de yapılmıştır. Teröristler ile çocuk istismarcıları, tecavüzcüler, kadın katilleri hariç olmak üzere, demir parmaklıkların gerisinde özgürlük düşü kuran, kader kurbanlarına yönelik İnfaz Yasasında değişiklik yapan kanun çıkarılmıştır
Yassıada mahkemeleri olarak bilinen, Yüksek Adalet Divanı'nın kullandığı yetkilerin hukuki dayanağını oluşturan kanun hükümlerinin geçmişe dönük olarak yürürlükten kaldırılması ve böylelikle hükümsüz hâle gelen kararlardan kaynaklanan zararların tazmini kapsamında düzenleme yapılmıştır. 27 Mayıs darbesinin yargılamalarının yapıldığı Yassıada, bu dönemde Demokrasi ve Özgürlükler Adası haline getirilmiştir.

Özellikle Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin Tamamlayıcı unsurları kapsamında değerlendirdiğimiz hususlar şunlardır: Siyasi Partiler Kanunu Değiştirilmelidir.

Siyasetin ahlaki bir temele dayandığı, demokratik olgunluk ve uzlaşı kültürünün egemen olduğu, ayrıştırıcı dilin törpülendiği, Türkiye'nin milli ve manevi değerlerini ortak payda olarak kabul eden bir siyaset anlayışı hâkim kılınmalıdır.
Anayasada yer alan temel ilkeler çerçevesinde kalmak şartıyla, her siyasi partiye teşkilat yapısını ve işleyişini belirleme hakkının verilmesi sağlanmalıdır.

Siyasete katılım artırılmalı, parti içi demokrasi güçlendirilmelidir.
Siyasi partilere devlet yardımı şartları yeniden düzenlenmelidir.
Siyasi partilerin ticaret yasağı hükümleri açıklığa kavuşturularak titizlikle uygulanmalı ve denetlenmelidir.
Seçim Kanunlarında Gerekli Düzenlemeler Yapılmalıdır.
Ülke seçim barajı makul düzeye indirilmeli ve siyasi partilerin ittifak kurması halinde de uygulanmalıdır.
Mahalli idareler seçim sistemi Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine uygun hale getirilmelidir.
Milletvekili adaylığı ve belediye başkan adaylığı şartları gözden geçirilmelidir.
Muhtarlık seçimlerinde adaylık şartları ve süreci yasal düzenlemeye kavuşturulmalıdır.
İllerin çıkaracağı milletvekili sayısına göre belirlenen seçim çevresi sayısı yeniden düzenlenmelidir. Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi ile yönetimde istikrar ilkesi sağlandığından, seçim çevrelerini çok fazla daraltmanın anlamı kalmamıştır.
Dar bölge ya da az sayıda milletvekilinden oluşacak daraltılmış bölge sisteminin temsilde adalet ilkesini geçersiz kılmasının yanısıra, etnik, dini yahut belirli yapıları öne çıkartma ve güçlendirme, parti kurumsallığını ve disiplinini ortadan kaldırma, ayrıca siyasetin çok yerelleşerek genel ülke meselelerinden uzaklaşması gibi riskler nedeniyle ayrıştırıcı yönde etki yaratabileceği ve Türkiye için uygun olmayacağı dikkate alınmalıdır.
Siyasi Etik Kanunu Çıkarılmalıdır.
TBMM üyelerinin ve siyasi partilerin çalışmaları, tüm yönleriyle etik esaslara bağlanmalıdır.
Milletvekillerinin parti değiştirebilmeleri konusunda etik kurallar konulmalıdır.
Milletvekillerinin yapamayacakları işlerin kapsamı, yeni sistemde daha aktif yasama faaliyetine imkan sağlamak üzere genişletilmelidir.
Milletvekillerinin kabul edebilecekleri hediyeler ile milletvekilliği dışında elde ettikleri gelirlerin beyan edilmesi temin edilmelidir.
Siyasî partiler ile parti yönetici ve adaylarının siyasi faaliyetlerine ilişkin gelir kaynaklarının ve seçim harcamalarının etkin bir biçimde denetimi temin edilerek kamuoyunun bilgisine sunulması sağlanmalıdır.
Milletvekili Dokunulmazlığı Belli Durumlar Dışında Kaldırılmalıdır.
Milletvekili dokunulmazlığı, kamu vicdanının kabul edeceği makul esaslara bağlanarak belli durumlar dışında kaldırılmalıdır.
Bunun için Anayasa'nın 83'ncü maddesinde değişiklik gerekmekle birlikte, Anayasa değişikliği mümkün olmadığı takdirde, birçoğu bölücülük faaliyetleri sebebiyle hazırlanmış ve TBMM'nde bekleyen dokunulmazlıkların kaldırılması dosyaları süratle işleme konulmalı, buna ilişkin süreç TBMM'nde işletilmelidir.

Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşlarının Yapısı ve Faaliyetleri Anayasaya Uygun Hale Getirilmelidir.
Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşlarının Anayasa'nın 135'nci maddesinde düzenlenen "kamu kurumu niteliği" dikkate alınarak; Anayasa ile belirlenen çerçevede faaliyet göstermeleri temin edilmelidir.
Mesleki kuruluş ve birlik organlarının oluşumuna ilişkin seçimlerin katılımcı, mesleğin onuruna yakışır, adil temsile imkân verecek şekilde düzenlenmelidir.

Mesleki kuruluşlara üyelik önündeki engeller kaldırılmalıdır. Mesleklerin ideolojik amaçlı istismar edilerek mensuplar arasında ayrılık yaratılması önlenmelidir.
Kamuoyu Araştırmaları Konusunda Yasal Düzenleme Yapılmalıdır.
Kamuoyu araştırmaları son yarım yüzyılı aşkın süredir, modern demokrasilerin vazgeçilmez operasyonel unsuru haline gelmiştir. Bu araştırmalardan beklenen, kamunun tutum ve eğilimlerine dair doğru ve tarafsız ölçümlere ulaşımın sağlanmasıdır. Kamuoyu araştırmaları yüksek bilimsel ve ahlaki standartlara uygun olarak gerçekleştirilmelidir.

Araştırmacı ve araştırma kuruluşlarının nitelik ve yeterliliklerine ilişkin esas ve usuller belirlenmeli, kamuoyunu manipüle eden, yönlendirme veya etkileme maksadıyla yalan, yanlış, yanıltıcı veya eksik bilgiler sunan kamuoyu araştırmalarının ve araştırmacılarının önüne geçilmelidir.
Ruh Sağlığı Kanunu Çıkarılmalıdır. Toplum ve bireyin ruh sağlığının korunmasına yönelik tedbirlerin alınması ve hizmet standartlarının belirlenmesi amaçlayan "Ruh Sağlığı Kanun Teklifi" MHP milletvekilleri tarafından 27/7/2018 tarihinde TBMM'ye verilmiştir.

Anayasa Mahkemesi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine Uygun Hale Getirilmelidir.
Yargı Reformu Kapsamında Yapılan Düzenlemelere Devam Edilmelidir.
Sağlam teminatlara bağlanmış bir yargı bağımsızlığı demokratik rejim için hayati önemdedir.
İnsan odaklı hizmet, hak ve özgürlüklerin daha etkin korunması, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının geliştirilmesi, hukuk güvenliğinin güçlendirilmesi, adalete erişimin kolaylaştırılması, makul sürede yargılanma hakkının gözetilmesi ve yargıya güvenin arttırılması kapsamında belirlenen ilkeler hayata geçirilmelidir.

Bu kapsamda önemli değişiklikler yapılmış olmakla birlikte yatırım ortamının iyileştirilmesini de kapsayacak şekilde ilgili mevzuatta değişiklik içeren düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir.

Hak ve özgürlüklerle adalet sisteminin işleyişi arasındaki sağlıklı ve dengeli irtibat ve illiyet bağı aynı zamanda toplumsal huzur ve iç barış ortamı için vazgeçilmez önemdedir. Hak arama yollarının açık olması etkin, objektif, verimli çalışan bir hukuk ve adalet sistemiyle mümkün olacaktır.
Türkiye bir hukuk devletidir ve Yargı Reformu Strateji Belgesinde de bu vurgular yer almıştır. O sebeple söz konusu strateji belgesinin içeriği kararlılıkla icra edilmeli, hukukun temel ilkelerinden ve adaletin ruhundan hiçbir şart altında taviz verilmemelidir.

Yeni Hükümet Sistemi Esas Alınarak, Bir Çerçeve Kanun Niteliğinde Kamu Yönetimi Temel Kanunu Çıkarılmalıdır.
Bu kanunda; devlet teşkilatının Anayasal çerçevede işleyişine ilişkin temel normlara ve idarenin bütünlüğü, verimlilik, etkinlik ve kaynakların rasyonel kullanımı doğrultusunda şekillendirilmesine yönelik temel ilkelere yer verilmelidir.
Anayasa'da açıklığa kavuşmamış bazı konularda bu kanunla yetkilendirme yapılabilecek, uygulamada herhangi bir karışıklığa yol açılmaması temin edilecektir.

Bunla birlikte yerel yönetimlerin de Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine uygun hale getirilmesi uygun olacaktır.
İnsan gücü kalitesi için ehliyet ve liyakat esas alınmalıdır. Üst düzey kamu yöneticileri yeniden tanımlanmalıdır.
TBMM İçtüzüğü Yeni Sistemin Ruhuna Uygun hale getirilmeli bu amaçla Yeni Bir İçtüzük Hazırlanmalıdır.
İçtüzük değişikliğinde gözetilmesi gereken temel ilke, Meclis çalışmalarının etkin, verimli, kaliteli ve sağlıklı bir şekilde yürütülebileceği bir çalışma düzeni ortaya konulması, yasa yapım sürecine sivil katılımın ve etkinliğinin artırılması ve kuvvetler ayrılığına uygun düzenlemeler yapılması suretiyle demokrasinin güçlendirilmesi olmalıdır.

Siyasi parti gruplarının yasama çalışmalarında işbirliği ve uzlaşı sağlamasını kolaylaştıracak mekanizmalar da inşa edilmelidir.
Yürütme, sivil toplum ve vatandaş taleplerinin kanun teklifine dönüştürülmesine dair bir mekanizma oluşturulmalıdır. Kalkınma Planı, Uluslararası Anlaşmalar ve Tezkerelerin görüşme usulü belirlenmelidir.

Komisyon odaklı yasama sürecine geçilmelidir. Bu amaçla Kanun görüşmelerine dair usul ve esaslar gözden geçirilmelidir.
TBMM ihtisas komisyonları yeniden tanzim edilmeli, Kesin Hesapları İnceleme Komisyonu kurulmalıdır. Ayrıca, Milli Strateji Komisyonu ve Siyasî Etik Komisyonu kurulmalıdır.

Yasama ve denetim sürecinde yasama-yürütme ilişkisi, kuvvetler ayrılığı ilkesi de dikkate alınarak Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ruhuna uygun olarak İçtüzükte düzenlenmelidir.
TBMM İdarî Teşkilatının Kurumsal ve İşlevsel Kapasitesi Artırılmalıdır.
Yeni sistemle beraber kanun yapma, kanun teklif etme kapasitesini artırmak için Meclisin idari kapasitesinin de buna uygun olarak geliştirilmesi gerekmektedir.

TBMM'nin daha etkin, güçlü, şeffaf, güvenilir ve itibarlı bir kurum olarak yapılandırılması sistemin özünü teşkil eden bir zorunluluktur. Bunun temin edilebilmesi için yasama tekniğinin ve kalitesinin geliştirilmesi, bu amaçla da mevzuat ve teşkilat başta olmak üzere fiziki, beşeri ve teknolojik kapasitesinin artırılması gerekmektedir.


SONUÇ:

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulamaya başlamasıyla birlikte devletin temel kurumları Anayasal yetkileri doğrultusunda faaliyetlerini sürdürmekte, demokratik kural ve kurumlar işlemektedir. Kuvvetler ayrılığı ilkesine uygun olarak her kurum daha bağımsız, daha etkin dolayısıyla daha güçlü şekilde milletimize ve devletimize hizmet etmektedir.

Önümüzdeki dönemde sistemin tamamlayıcı unsurlarına yönelik alt düzenlemeler yapılarak Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle yoluna devam edecektir.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemiyle her alanda hızlı ve etkili karar mekanizmasının işlemesi sağlanmıştır.
Esasen yaşanan ekonomik ve siyasi zorlu süreçte, yeni sistemin yasamada ve yürütmedeki etkinliği, karar alma süreçlerinde fark edilmiştir.
Bununla birlikte sistemi itibarsızlaştırmaya yönelik örgütlü saldırılar devam etmekte, sistem üzerinden toplumsal, siyasi karşıtlık üretilmeye çalışılmaktadır. Ekonomik ve sosyal ihtiyaçları istismar ederek yeni sistemle ilişki kurulmasının ve yeniden parlamenter sisteme dönme sözüyle insanların tahrik edilmesinin ayrıca sokak çağrılarına malzeme yapılmasının CHP, HDP, İP, SP, GP ve DEVA partilerinin ortak söylemi olarak devam ettirildiği görülmektedir.

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi uygulandıkça kamuoyunda olumlu etkisi de görülmeye başlamıştır. Türkiye yoğun bir şekilde maruz kaldığı bölgesel ve küresel dayatmalara, ekonomik ve siyasi baskılara sistemin sağladığı imkânlar çerçevesinde alınan etkili tedbirler sayesinde güçlü bir şekilde karşılık verebilmiştir.

Ülkemizin, 21'inci yüzyılda, bölgesinde barış ve istikrarın teminatı olan, uluslararası ilişkilerde daha güçlü bir ülke konumuna gelmesi için gerekli bütün şartların hazırlanması, Milliyetçi Hareket Partisi'nin stratejik hedefidir.

O sebeple, Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin kökleşmesi ve tüm kurum ve kurallarıyla sağlıklı bir şekilde kalıcı hâle getirilmesi Milliyetçi Hareket Partisi olarak üzerinde hassasiyetle durduğumuz husustur.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi sayesinde kendi millî ve tarihî değerleriyle barışık, sorun çözme kabiliyeti olan, kalkınmış, etkin bir devlet düzeni kurmuş ve devletler camiasında saygın konuma gelmiş güçlü bir Türkiye 21'inci yüzyılda dünya siyasetinde ve ekonomik hayatında söz sahibi olacaktır.

Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemini karalamaya tevessül edenler rövanşist bir anlayışla hareket etmekte ve körü körüne karşı çıkmaktadır. Türkiye'nin geriye gitmesini, eski sisteme dönülmesini isteyenler iyi niyetli değildir.
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi, cumhuriyet tarihimizdeki en önemli yönetim reformu, şartlara ve gelişmelere cevap veren en dinamik, demokratik tercihtir.
Türk milleti 16 Nisan 2017'de nihai hükmünü vermiştir. Bundan geriye dönüş de olmayacaktır. Hatırlanacağı gibi 2018 ve 2019 yıllarında geçirdiğimiz seçim süreçlerinin ana argümanı da zillet ittifakı bakımından parlamenter sisteme dönüş idi. Yine hatırlanacağı gibi tüm seçimlerden Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin inşasını gerçekleştiren Cumhur İttifakı zaferle çıkmıştır.

Türkiye FETÖ, PKK, DEAŞ, YPG ve diğer terör örgütlerinin kökünü kazıyacaksa, lider ülke ve küresel güç haline gelecekse Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi sayesinde bunları başaracaktır.

Nitekim uygulama sürecinde etrafımızdaki ateş çemberine rağmen elde edilen kazanımlar bunu doğrulamaktadır.
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin mimarı Cumhur İttifakı, sahibi ise şüphesiz aziz milletimizdir. Bizim sözümüz Türk milletinin sözüdür. Bu söz yere düşmeyecek, Türkiye geriye sarmayacak, eskiye dönmeyecektir.
Cumhur İttifakı, milletimizden aldığı destek sayesinde azim ve kararlılıkla Türkiye'yi küresel bir güç haline getirecek 2053 ve 2071 vizyonunun altyapısını da adım adım oluşturmaya devam edecektir.

Kaynak: Haber Kaynağı
Bu haber toplam 110 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Lider Haber | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.